İçerik

Vicdanın Ahengi*

Vicdanın Ahengi*

Dünyanın en büyük film endüstrisi, Hollywood, haftalardır yaşanan bir skandalla sarsılıyor. Elbette bizim ülkenin çıldırmış gündeminden ne kadar vakit bulup, takip edebileniniz oldu bilmiyorum ama bana oldukça önemli bir olay gibi görünüyor. Film endüstrisinin en büyük patronlarından biri olarak Harvey Weinstein yıllardır kadınları taciz ve tecavüz etmekle suçlanıyor. Üstelik sadece taciz ile de değil; sektördeki gücünü; tam bir kötü niyetle camiaya yeni girmeye çalışan, kariyerlerinin başındaki genç kadınlar üzerinde seks=kariyer diye pazarlayarak, sömürmekle suçlanıyor. An itibari ile hakkında dünyanın üç büyük kentinde NewYork, Los Angeles ve Londra’da dava açılmış bulunuyor. Gün geçtikçe yeni bir çok ünlü isim suçlamalara katılıp kendi yaşadığı deneyimleri anlatıyor. Bütün bu süreci takip ederken iki nokta özellikle dikkatimi çekti. 

 

Öncelikle bu taciz davranışını yıllardır (neredeyse 1990’lardan bu yana) sürdürdüğü iddia edilen bir adam, belki de gücünün doruk noktasındayken iki cesur araştırmacı gazeteci ve sonunda konuşmaya cesaret eden bir kaç kadın tarafından alaşağı edilebiliyor. Bir avuç insanın cesaretini, aynı sektörde olan bir çok ünlü kendi yaşadıkları deneyimleri paylaşarak, aynı adam tarafından maruz kaldıkları benzer tacizleri açıklayarak taçlandırıyorlar. Ve neredeyse her gün bir yeni isim ekleniyor bu tacize ve zorbalığa maruz kalan kadınlar listesine. Birleşince kadınlar ne kadar güçlü oluyor görüyor musunuz? Sadece suçlanan kişiyi, Weinstein’ı alaşağı etmekle kalmıyorlar; koca bir şirketi ve patronunun gücünü yok ederken, bu erkek egemen sektörün kirli çamaşırlarını da ortaya seriveriyorlar. Ne para, ne şantaj, ne de tacize uğrayan her kadının şüphesiz hissettiği utanç duygusuna yenilmeden, cesaretle seslerini duyurarak suçu ve suçluyu ifşa ediyorlar.

 

Bütün bu olayın dikkatimi çeken bir diğer noktası ise sonunda seslerini cesurca duyuran kadınlar, sektörde bu taciz, şantaj davranış tipini bilip sessiz kalan tüm erkeklere de hesap soruyorlar. “Haberiniz vardı, bu büyük patronun kadınlara hep böyle davrandığını biliyordunuz ve görmezden geliyordunuz” diyerek camiayı da sorguluyorlar. Sonuçta tacizi görüp susmakta ya da olmuyormuş gibi davranmakta eleştirilerek suçun kapsamı genişletiliyor. Birleşen kadınların sesleri daha çok duyuluyor ve taciz, şantaj, tecavüz gibi suçların içeriği daha çok tartışılır oluyor. Büyüyen skandalla birlikte, sektördeki bir çok ünlü erkek de sonunda çıkıp yapılanın yanlış olduğunu ve artık bu davranış kalıbının değişmesi gerektiğini kabul ederek seslendirmeye başladı. Büyük koltuklardaki zengin erkeklerin kendilerine kıyasla güçsüz ya da genç kadınlara karşı gücünü kötüye kullanmasını, o gücü sömürmesini eleştirmeye başladı. Kadınlar erkekleri sonunda doğrusunu yapmaya, ahlaklı davranmaya zorlayacak gibi görünüyor. Çünkü şu an hiç kimse bir zamanların dev patronu, Oscar ödül törenlerinde en çok teşekkür edilen ikinci isim, Harvey Weinstein, olmak kesinlikle istemiyor. 

 

Değişimi görüyor musunuz? Akıllarını, duygularını, cesaretlerini birleştiren kadınların nelere kadir olabildiğini görüyor musunuz? Bir sektörü, onun iş ahlakını ve içinde bulunan bireyleri; bir kaç cesur kadının bir araya gelerek nasıl değiştirebileceğini görüyor musunuz? Elbette tüm sorunların bir gecede değişeceğine, kadınlara karşı yapılan haksızlıkların bugünden yarına değişeceğine inanacak kadar naif ve umut dolu topraklarda doğmadım ama yine de bunun ne kadar büyük bir adım olduğunu görüyorum. Gerçek gücün paradan, şandan ya da şöhretten değil kendi içinden ve çevresine biriktirdiği kadınlardan geldiğini ve aradan biri çıkıp bayrağı taşımaya istekli olduğunda arkasından ne kadar çok gelenin olacağını gösterdiği için müteşekkirim sadece.

 

Bu kadar karmakarışık ve sorunlu bir gündemin içinde kendi ülkem yerine bu kadar uzak , bu kadar parıltılı ve zengin bir dünyanın sorununu neden yazdığımı sorabilirsiniz. Haklısınız da! Ama tüm bu satırları aslında tek bir soruyu sormak için yazdım. Elbette çok sevindim, nihayetinde Semih’i serbest bıraktıları için. Ama şimdi anlıyor musunuz neden Nuriye’den daha çok korkuyorlar?

 

 

*Başlık Heart’s Harmony isimli Simply Three grubunun şarkısından esinlenerek verilmiştir. Buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

Cennetten Celp*

Cennetten Celp*

O Benim

O Benim