İçerik

TL'ye Ne Oluyor?

TL'ye Ne Oluyor?

Biraz fıkra anlatmaya başlar gibi olacak ama iki ekonomist, iki siyaset bilimci ve bir uluslararası ilişkiler uzmanı bir araya geldiğinde ne konuşurlar hiç düşündünüz mü?

 

Sohbet genelde bu ülke nasıl düzlüğe çıkacak ile  başlar, bu dünya nasıl kurtulur ile devam eder fakat ekonomi mi politikayı yönetiyor, politika mı ekonomiyi diye çıkan alevli tartışma ile sonlanır. Ortak bir cevap bulamadığımız temel sorulardandır bu. Aynı, tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan ikilemi gibi. Fakat buradaki ana tartışma noktası asıl gücün kimin elinde olduğuna karar verememektir. 

 

Gerçekten bir dakika zaman ayırıp düşünün, bir ülkenin sistemini belirleyen siyasetçileri mi daha güçlü ve yetkindir yoksa o ülkenin büyük kapitallerini elinde bulunduran kaymak tabaka mı?

 

Bundan yirmi yıl önce bu soru üzerine tartışmak sanırım daha kolaydı. Ya da daha kolay demeyelim de, belki daha az meşakkatliydi diyelim. Örneğin Cem Uzan bir siyasi parti kurup, siyasete atılmaya karar verdiğinde de bu soru çok tartışılmıştı. Yürüttüğü seçim kampanyasını hatırlarsanız, büyük paraların büyük işler yaptığına hep birlikte tanık olmuştuk. Hatta bir dolandırıcılık hikayesinin nasıl da başarı hikayesi olarak pazarlanabildiğine bile tanık olmuştuk. Fakat sonuçta yine de seçime yapılan büyük yatırım Uzan’a bir koltuk bahşetmedi. Ancak koltuğu kazanan kişi, Uzan’a yani hem siyasi hem ekonomik açıdan ciddi bir rakip olarak gördüğü kişiye, ülke içinde yaşadığı konforlu hayatına mal oldu. Erdoğan’ın rakiplerine karşı izlediği politikanın belki de başlangıç noktası olarak görebiliriz bunu, ki devamı Baykal’ın kasetlerinden, Bahçeli’nin şimdilik sebebi kamuya mal olmamış iş birliğine, oradan da Demirtaş’ın parmaklıklar ardında tutulmasına kadar izlenebilir. 

 

Diğer bir açıdan bakacak olursak, 2001 yılı ekonomik krizidir eski siyaseti ve siyasetçileri arenadan silip yerine Akp ve Erdoğan’ı tek başına iktidar yapan. O günden beri de “ekonomik istikrar” söylemi, koltuklarını ve iktidarlarını korumada temel nokta olmuştur. Burada sanırım özel sektörün ve büyük kapitallerin, 2001 krizi gibi bir örnekten sonra güçlü iktidar, ekonomik istikrar söylemini nasıl ve neden desteklediklerini yazmaya bile gerek yok. Ama tabiri caizse ekonominin politikaya arka çıktığını söylemek yanlış olmaz. Fakat asıl soru olarak politika ekonomiye ne yapmıştır diye düşünürsek, bu dönemin kendi zenginlerini oluşturduğu ve zaman içinde eski ekonomik güçleri de tek tek küçülttüğünü söyleyebiliriz. Aynı Doğan örneğinde olduğu gibi. Bir çok eski ve köklü holding ortadan kaybolurken, yerine yeni ve siyaset destekli bir üst ekonomik sınıf oluşturulmuş görünüyor. E haliyle bu yeni kapitaller sınıfı, sıralamada yerleştiği üst rütbeyi politikaya borçlu olunca, bugün her alanda tanık olduğumuz gibi hem girift hem de fanatizm düzeyinde ilerleyen bir ilişki görüyoruz. Çünkü bu sınıfın varlığının devamı, kendisini var eden iktidarın koltuğunda kalmasına ciğerinden bağlı. 

 

Peki tüm bu yakın tarihimize not düşülmüş konular ışığında, dolara gerçekten ne oluyor?

 

Son iki ayda Türk Lirası durdurulamaz bir düşüşe geçti. Çok açık ve göz önünde bir devalüasyon yaşanıyor. Lira değerinin neredeyse üçte birini kaybetmiş halde. İktidar tarafı üst makamlardan sessizlik, orta makamlardan tehdit ve alt makamlardan bir çeşit boyun eğiş gösteriyor. Para politikasını yönetmekle yükümlü sözde bağımsız kurumlardan ise çıt çıkmıyor. Çünkü diğer her şeyde olduğu gibi o kurumlar da sarayın iki dudağı arasına sıkışmış durumda. 

 

Peki ya manipülasyon olasılığı? Gerçekten kurdaki bu çılgın dalga birileri tarafından yaratılıyor olabilir mi?

 

Bana sorarsanız pekala mümkün olabilir derim. Ancak zayıf ve kırılgan ekonomiler manipülasyonlara açıktır; güçlü, sağlam ve güven verenler değil diye eklemeyi görev bilirim. Yıllardır ekonomiyi inşaatın sırtına yaslayan, köprü, yol, otoban yapmayı üretmek zanneden zihniyetin bu kırılganlığa sebep olduğu aşikar. Üstelik artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki, sadece üretmek değil katma değer yaratarak üretmek tüm mesele. Elbette bilimsel ve teknolojik araştırma amaçlı kurumların başına veterinerleri, imam hatip liselerinin müdürlüklerine de üniversite rektörlerini getiren ve bunu reform olarak niteleyen zihniyet, katma değeri de yanlış anlayacaktır. İç politikada inatla sürdürülen bu ekonomik beceriksizlik, herşeyi ben bilirimcilik kuşkusuz bugün ve yarın çok daha fazla kayıplara sebep olacak. Sadece dolar, euro cinsinden de değil üstelik. Hak ettiği yeri bulamayan, yüksek eğitimli ama oldukça düşük mevkilere zorunda bırakılan hatta işsiz kalan gençlik, beyin göçü trendi ile birlikte düşünüldüğünde, gelecekteki maliyetler konusunda da hepimize fikir veriyordur sanırım.

 

Son sözü, sosyal medya da gördüğüm, eski İngiliz Yemen Büyükelçisi, bugün yine İngiliz menşeili Uluslararası Ortak Terörizm ile Mücadele Ofisi direktörü olan Jane Marriott’ a ait Arap dünyasında Eğitim konulu rapordan aldığını söyleyen bir paylaşımla bitireyim. (Bu arada bahsi geçen raporu aradım fakat ulaşamadım, ilgili birime bununa ilgili bir mail attım, geri dönerlerse sizle de paylaşacağım ancak onaylanana kadar sözün sahibinin kim olduğunu meçhul olarak değerlendirin lütfen) 

 

“Orta Doğu’da eğitim konusunda çok ciddi bir paradox bulunuyor. En iyi öğrenciler tıp ve mühendislikleri tercih ediyorlar. Sıralamada ikinci olanlar iş idaresi ve iktisat gibi bölümlere gidererek birincilerin yöneticisi oluyorlar. Sıralamada üçüncü olanlar ise siyasete yöneliyorlar ve siyasetçi olarak birinci ve ikincilere hükmediyorlar. Eğitimde tamamen başarısız olanlar ise ordu ve emniyete katılarak siyaset ve iktisada tahakküm ederek, onları mevkilerinden indirip, isterlerse öldürüyorlar. Gerçekten dehşet verici olan ise asla hiç bir okula gitmeyenler din adamı oluyorlar ve herkesin kendilerine itaat etmesini sağlıyorlar.” 

 

Tanıdık geldi mi? 

 

O zaman siz Türk Lirasına ne oluyor dersiniz? Aa bu arada sahi bir de Halkbank'a ceza kesilmesi durumu vardı, ona n’oldu dersiniz?

Sınavsız Okul, Aflı Adalet, Vergisiz Vatandaşlık

Sınavsız Okul, Aflı Adalet, Vergisiz Vatandaşlık

Güç Nedir?

Güç Nedir?