İçerik

Seçmece / Seçilmece

Seçmece / Seçilmece

Geçen gün sosyal medya üzerinde dolaşan bir video izledim. Bana sorarsanız gerçekten çok akıllı iki genç çıkıp sokakta vatandaşa bir kaç soru yönelterek bir çeşit anket çalışması yapmışlar.

 

Sordukları soruları ilk duyduğumda şaka yapıyorlar zannettim ancak cevapları duyunca önce inanamadım bir daha bir daha izledim. Sonra artık sinirden mi dersiniz yoksa hayal kırıklığı ve umutsuzluktan mı bilmiyorum, gözlerim doldu, nefes alamıyorum zannettim.

 

Sorular şöyle; Sayın Cumhurbaşkanımız seçim vaadi olarak uzaya giden köprü yapacağım diyor, ne düşünüyorsunuz? 34 şeritli olacak bu köprüyü 3 sene de bitireceğiz diyor, ne dersiniz yapılabilir mi? Köprünün geçiş ücreti ne kadar olmalı? Arabanızda geçerli muayene var mı? (Yoksa köprüyü kullanamazsınız) Japonya’dan Pikaçu bu köprü projesini engellemeye çalışıyor, ne söylersiniz?

 

Sorular konusunda kesinlikle şaka yapmıyorum. Tamamen ciddiyetle sorulmuş ve cevaplanmış hepsi. Gelen cevaplar şu minvalde; sayın Cumhurbaşkanımız ne derse yapar. Onun yapacağına eminiz, inanıyoruz. 3 senede değil 2 senede yapar bitirir. 34 şeritli olmasın en az 5 şeritli olsun. Muayenemizi yaptırır ona da gideriz. Cumhurbaşkanımızın peşinden her yere gideriz. Köprüye çıkar bayrağımızı dikeriz. Köprünün geçiş ücreti 10 TL civarı olur. 5 TL civarı olursa sık sık geçeriz.  Osman Gazi köprüsünün yarı fiyatının bir eksiği olur. Bizi engellemeye çalışanlara dümdüz gideriz. (Burada verilen cevap çok daha renkli elbette)

 

İşin en dehşet verici yanı tüm cevapların büyük bir ciddiyetle ve inançla veriliyor oluşu. Mikrofon karşısında konuşan herkes büyük bir özgüven ve daimi sadakat ile veriyor cevaplarını. Bir an bile sorulan soruların abesliği, dalga geçilme olasılıkları göz önüne alınmıyor. Bu noktada “uzayın” ne demek olduğunu bilmediklerini düşünmek istemiyorum ama o da çok mümkün. Uzay pek ala İstanbul’un bir ilçesi de zannediliyor olabilir. 

 

Peki 2018 yılına gelmiş, cebinde dünyaları taşıyan, her türlü bilgi bir tık uzağında olan insan nasıl böyle olabiliyor? Nasıl böyle cevaplar verebiliyor? Nasıl böyle düşünebiliyor?

 

Sanırım bu sorulara cevap bulan parti, kişi, fikir ancak bu ülkeyi değiştirebilme potansiyeline sahip olabilir fakat yine de iktidarı elde edebilir mi, işte o asıl soru.

 

Gündelik politika bir anlamda strateji üretme sanatıdır, olmazı oldurma, rakiplerini uyutma ve bu arada aradan sıyrılma becerisidir. Ancak yine de politikanın en önemli amacı güvenli, huzurlu, adaletli ve tüm vatandaşları için yaşanabilir bir toplum kurma sözüdür. Bu noktada bu sözü tutma potansiyeli olsa da, becerisi olan bir oluşum (parti, ittifak vs) var mıdır? Bilmiyorum. 

 

Niyetim umutsuzluk üzerine yazmak değil elbette ancak bazı gerçekleri de önümüze koymak gerekiyor. Çünkü iktidar koyuyor. Seçim ekonomisi politikası tam da bu videoda cevap veren vatandaş tipi üzerine kurulmuştur. Koşulsuz olan sadakat ve inancı yağ ve bal ile yeniden katmerlemek adına kurulmuştur. İşe de yarayacaktır. Aynı kömür, makarna ve patatesin bir dönem yaradığı gibi. 

 

İşe yarayacaktır yaramasına ancak ne olacaktır seçim ekonomisi yaratmanın bedeli? İmar affı ile oluşturulan rantın bedelini kim nerede ne zaman ödeyecektir dersiniz? Ya da üretime dayalı bir ekonomi politikası olmayan bu ülkede, tabiri caizse bayram harçlığı olarak dağıtılan bahşişleri kim karşılayacaktır? Vergi affı ile kurtarılan kim, cezalandırılan kim olacaktır? 

 

Hem büyük deprem riski taşıyan hem de bir çok bölgesinde önemli fay hatları yer alan bir ülke, imar affı gibi bir “hediyeyi” kabul edecek kadar zengin olabilir mi? Üstelik imar affı denen musibetten faydalanacak koca koca binalar, şehrin en güzel manzarasını bozanlar, hatta bütün şehirleri bir kertede yıkıp kibrit kutuları gibi ruhsuz zevksiz üst üste/ yan yana dizilmiş binaları dikerek şehri güzelleştirdiğini sananlar daha da şahlanmayacak mı? Sadece binalar da değil sorun elbette, ülkede her geçen gün yaratılan kültür de sizi rahatsız etmiyor mu? Kanuna uyma, hiç önemli değil, nasıl olsa bir paçayı sıyırırsın kültürü içimize yerleşmedi mi! İster aflarla olsun ister iktidara yakın durarak, sorunların tıkır tıkır çözüldüğüne her gün şahit olmuyor muyuz? Gittikçe daha karaktersiz, daha maganda ve satılık hale gelmiyor mu bu toplum? 

 

İşte muhalefetin bütün sorumluluğu burada yatıyor kanımca. Hak istiyorsan aynı haktan başkası faydalandığında rahatsız olmamayı, kanunların ve kuralların bir sebeple burada olduklarını anlatmak zorundadır muhalefet. Ünlü bir psikiyatrist söylemişti; kırmızı ışıkta ancak ruh sağlığı bozuk insanlar geçmek ister diye. Bugün toplumun çoğunluğu, sürekli kırmızı ışıkta geçmek istiyor ama kimse onun o değerli arabasına çarpmasın istiyor. İşte muhalefetin adaydan önce, bu sorumluluktur bence idrak etmesi gereken efendim. Yoksa hep birlikte çok büyük bir kazaya doğru hızla yol alıyoruz. 

 

Hepimizin üretmediği yerde hiç birimizin karnı düzenli olarak doyamayacak, havadan ya da ranttan gelen paralar da geldiği gibi buharlaşıp gidecek çünkü. Bağıra bağıra anlatmamız gereken cebine fazladan havale edilen iki bayram harçlığının, zamlarla kat be kat geri alınmayacağı garantisinin verilmediğidir. Son on yılda paramızın ne kadar değersizleştiğidir anlatmamız gereken. Katma değer üretmeden, dün altı sıfırı attığın gibi yarın on iki sıfırı atmak zorunda kalabileceğin olasılığıdır. 

 

Elbette uzaya köprü yapılabileceğini düşünen ve sadece içinde kendi liderinin adı geçiyor diye duyduğu her lafa inanan bir kesime tüm bunlar nasıl anlatır ben de emin değilim. Ama denemek zorundayız. İşte bu yüzden de benim muhalefete aday önerim Prof. Özgür Demirtaş. Kendisi hem ekonomiyi iyi çok biliyor, hem eğitimin değerini anlıyor, hem muhteşem çözüm önerileri sunuyor, hem de bir gün gerçekten uzaya çok şeritli bir köprü yapabilecek düzeye ulaşmayı amaçlıyorsak  eğer yolu kesinlikle kendisinden geçiyor efendim…

 

 

 

Not 1. Efendim fark edenleriniz olmuş, Karetekerlek bir süredir sessizdi. Kendi çapında; yürütülen operasyonu protesto ediyor ve bu operasyona destek verdiğini açıklayan aydınları büyük bir şaşkınlıkla izleyerek onları daha çok protesto ediyordu. Neyseki seçim süreci geldi de suskunluğunu bozma zorunluluğu hissetti. 

 

Not 2. Tabi bu sürede de boş durmadı Karetekerlek, çok yakında yeni bir içerik daha ekleyecek bünyesine. Silgi; yeni bir roman çalışması ile geliyor. Belirli aralıklarla güncellenip yeni bölümleri eklenecek bir distopya ile karşınıza çıkmaya hazırlanıyor. “Günlerin Sonu” çok yakında Silgi’de başlıyor…

 

Herkes Biliyor! T A M A M!

Herkes Biliyor! T A M A M!

Kelimelerle Aldatmak: Zeytin Dalı

Kelimelerle Aldatmak: Zeytin Dalı