İçerik

Seçimler: Bölüm I

Seçimler: Bölüm I

Seçim sonuçları üzerine bir yazı yazmadan önce hem kesin sonuçların belli olmasını bekliyorum hem de bu yaşanan itiraz sürecinin hepimiz adına ders çıkaracak bir nokta olduğunu düşündüğüm için, bu çarşamba seçimlerin başka bir yüzünü yazıyorum. 

Çoğunluğumuz seçimlerin gidip oy vermekten ibaret bir işlem olduğunu düşünüyor ne yazık ki! Halbuki şu süreçte gördüğümüz üzere, iş böyle değil. O yüzden efendim bu hafta aslında hepimize vatandaşlık derslerinde öğretmiş olmaları gereken birkaç noktayı anlatmayı borç biliyorum. 

Demokrasilerde seçimler yönetimi belirlemede en önemli unsurlardan biri olarak kabul edilse de, seçimler oy vermekten ibaret değildir. 

Seçimlere dair ilk iş, oy verme yetkisine kimin sahip olduğunu belirlemektir. Ve bu çalışma aylar öncesinde başlar. Örneğin seçim günü itibari ile 18 yaşını dolduracak TC vatandaşlığına mensup her kişi oy kullanma hakkına sahiptir. Veya seçim gününde TC vatandaşı olsa dahi er ya da erbaş olarak askerlik hizmeti altında olacak kişinin oy verme yetkisi yoktur. Dolayısıyla ilk ve belki de en önemli iş oy verme hakkına sahip kişi listelerinin belirlenmesidir. Yüksek Seçim Kurulu bu listeleri Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünden alır, SEÇSİS sistemine aktarır ve günceller. 

Bu noktadan sonra listeler Muhtarlık bölgesi içinde askıya çıkar. Burada her vatandaşa düşen görev, itiraz süresini kaçırmaksızın, bu askı listelerini kendi adresi için mutlaka kontrol etmektir. Bir önceki seçimlerde yaşadığımız bir küçük anekdotu paylaşayım, bu kontroller yapılmasa neler olabilir konusuda fikir vermesi için. Seçim günü gelen x şahısı listede isminin karşısında “ölmüş” ibaresi olduğunu gördü halbuki kendisi kanlı canlı, iki ayrı kimlik bilgisiyle de, bahsedilen kişi olduğunu kanıtlıyordu. Ancak ne yazık ki oy kullanamadı. Neden? Listeler askıya çıktığında kontrol etmemiş ve kendisi adına yapılan hatayı yakalayamamıştı. Şimdi bu örnekte kötü niyet aramadan önce yaklaşık 55 Milyon seçmen için aynı anda iş yapılmaya çalışıldığını göz önünde bulunduralım. Sonuçta kurumları yönetenler de insan ve insan hata yapıyor. Üstelik belirteyim bu kişi isim benzerliğinin kurbanı oldu. Dolayısıyla hakkınızın kucağına düşmesini beklemeden önce lütfen bu hakkı korumanın kişisel bir yükümlülük olduğunu unutmayın. 

Seçimler de oy kullanma yetkisine sahip kişileri belirlemekten sonraki ikinci en önemli adım, seçimlerde kimlerin çalışacağını belirlemek. Biliyorsunuz aslında YSK sahada bir organizatör olarak çalışıyor ve işin yürütülmesini parti sorumlularına devrediyor. Bu herhangi bir usulsüzlüğü önlemek için alınabilecek en iyi yöntemlerden biri kuşkusuz çünkü her Sandık Kurulunda her partiden görevli bulunuyor. Son iki seçimde başkanlık ve memur üyelik görevi her ne kadar kamu çalışanlarına bırakılsa da, Sandık Kurulunda her partinin çalışanı olmak zorunda ve herhangi bir itirazları kayıt altına alınmak zorunda. Dolayısıyla buradan hepimize çıkacak ders eğer sürecin yürütülmesinde kuşkunuz varsa buyurun sorumluluk alın, önünüz açık! Sistem sizi dışarıda bırakmıyor. 

Ancak unutmayın bunu da seçimden en az bir ay önce yapmak gerekiyor!

Ve seçim günü geldi her sorumlu vatandaş gibi öncesinde yapmanız gereken bütün kontrolleri yaptınız ve seçim günü de sorunsuzca oyunuzu kullandınız, peki ya sonra? 

Seçim günü seçim çevresinde yani okullarda vb. yerlerde bulunmak sadece parti çalışanlarına tanınan bir hak olsa da, sayım döküm işlemlerini izlemek vatandaşlık hakkınızdır. Dolayısıyla kendi sandığınıza gidin ve izleyin her şey doğru sayılıp, doğru tutanak altına alınıyor mu!

Peki tüm bunları da yaptık diyelim ya sonra?

Efendim ilk önce bilmemiz gereken şu; hani Sandık Kurullarında her partiden görevli vardı ya, işte o görevlilerin her biri altına imza attığı sonuç tutanağından ıslak imzalı bir örnek alma hakkına sahip. Dolayısıyla sandıkta görevlisi olan her parti seçim sonuçlarını YSK’ya paralel ancak onların sistemlerine zorunda kalmadan bilme becerisine sahip. Elbette iş burada parti ilçe örgütlerinin sandık çalışanlarına dair kurumsal bir yapı kurup kuramadığına kalıyor. Eğer kurmayı becerebilmişse, belki de YSK’dan çok daha önce ilçesine ait seçim sonuçlarına sahip olabiliyor. Bunun bir üst adımı da elbette ilçenin bağlı olduğu ilden geçiyor ve il sonuçları belirlenebiliyor.

Son olarak gelelim yaşadığımız itiraz süreçlerine, kim neye neden itiraz ediyor?

Öncelikle bilmemiz gerekenlerden bir tanesi şu: kim ne derse desin, sahada çok zor bir iş yapılıyor. Özellikle de çoklu seçim noktası varsa, yani aynı anda hem büyükşehir hem ilçe hem meclis hem de muhtar seçiliyorsa. İşin hem sayım kısmı zor hem de sayım sonuçlarını tutanak altına düzgünce almak zor. Kısa bir örnekle açıklamak gerekirse, bir sandıkta 100 kişinin oy kullandığını düşünün. Seçim kurulundan her türlü probleme karşı fazla evrak gelmesi gerekli yani diyelim ki 105 pusula (Büyükşehir, ilçe, meclis ayrı ayrı), 106 zarf ve 100 kişilik imza listesi. Bunların arasından gelmeyenler olacak, görevi gereği çalıştığı sandıkta oy kullanan olacak, mührünü yanlış basan olacak, boş zarf atan olacak, yanlışlıkla pusulasını, zarfını yırtan olacak vs. dolayısıyla olasılıklar sonsuz. Kurulun işi her bir durumu doğru biçimde kayıt altına almak ama başta da dedik ya sonuçta işi yürüten insan ve insanın hata yapması mümkün. Burada Sandık Kurulunda çalışan her kişinin en iyi eğitimi almış olması bu yüzden en kritik nokta oluyor. Peki diyelim yapılmış herhangi bir hata kurulda görevli beş kişinin de gözünden kaçtı ve evraklar yanlış dolduruldu. Yani örneğin yukarıdaki benzetme üzerinden gidersek 80 kişi imza attı oy kullanmak için ama 85 zarf çıktı. Ya da sonuç evrakında toplam sayılar yani işin matematiği birbirini tutmadı. İşte o zaman çuvallar açılıp yeniden sayım yapılabiliyor elbette itiraz varsa. Bazen de yapılan hata sonucu değiştirmez inancıyla partiler itiraz etmeye bile gerek duymuyor. 

İşin elbette bir de liderler kısmı var. Efendim bu da bir sonraki yazıya kalsın. Ancak lütfen şunu unutmayın, seçimler yaklaşık 2,5 ay süren bir süreçtir. Ve bütün mesele sürecin tamamı yani öncesi, seçim günü ve sonrasında resmi sonuçlar açıklanana kadar hak ve sorumluluklarınızı bilerek ve bunu sadece seçim gününe indirgemekten vazgeçerek siyasal sistemimize yeni ve daha bilge bir gözle bakmamız gerektiğidir.

Bahar çok güzel geldi, baharla kalmanızı umarak efendim…


Kral Çıplak!

Kral Çıplak!

İlham Olmakla Taraf Olmak Arasında

İlham Olmakla Taraf Olmak Arasında