İçerik

Sahibinden Satılık

Sahibinden Satılık

Şu hayattaki en zor işlerden biri aklınızdan geçenleri doğru anlatabilmektir, özellikle de söylemeye çalıştıklarınızın karşınızdakinin hem düşünme hem de hissetme kapasitesi ile sınırlı olduğunu biliyorsanız. Bazen aynı dili konuşsak, aynı topraklarda yaşıyor olsak da, başka dünyaların insanı olmamız tam da bundan kaynaklanıyor sanırım. Bu yazımda belki de daha önce hiç olmadığım kadar dürüst yazmak cesaretindeyim. Neden mi? Çünkü cesaret de aynı korku, hayal kırıklığı ya da bıkkınlık gibi bulaşıcı.

Öncelikle bıktım, yemin ediyorum bıktım ki bir siyaset bilimci için utanılası bir cümle bu çünkü bir fizikçinin yer çekiminden bıktım demesine benziyor. İnsan yer çekiminden bıkar mı yahu! Bıkar! Çalıştığınız alan siyaset ise inanın haber okumaktan da bıkar, teori takip etmekten de bıkar hatta duyduğu politikacı seslerinden bile bıkar. Ne zaman televizyonu açsam bir bulantı oturuyor mideme. O parti şu parti ayrımına bile girmeyeceğim. Bir yerden sonra sanki hepsi aynı ağacın çürümüş meyveleri gibi geliyor. Mevsimi geçmiş dalının üzerinde çürümüş kokmuş, böcek yemleri gibi. Böcekleri aşağılayorum gibi görünmesin lütfen. Sıcacık taze pişmiş kurtlu kestaneler ne kadar organik ve güzelse sizin gözünüze, bu da benim için öyle. 

İşin hepimiz adına en üzücü yanı ise bu siyasi ortamı fırsat bilerek kendine koltuk ya da makam edinebilen sözde bilim insanları kısmı. Biraz ortamdan uzaklaşayım, daha taze bir gözle dönerim diye umduğum süreçte şehrim adına öyle bir olay yaşandı ki, inanın ben bile şaşırıyorum ne diyeyim tiye alıp dalga mı geçsem, ciddiye alıp eleştirsem mi bilemiyorum. Malum üniversitede, malum yönetici tarafından müthiş bir proje, kamuoyuna coşkuyla duyuruldu. Deu Tıp fakültesinde ucuz manav!


Şimdi filmi biraz geri saralım, manav kısmına dönmeden önce. İzmir’de bugün itibariyle özeliyle, devletiyle bir çok üniversite var. Fakat bundan yirmi yıl öncesine dek sadece iki büyük ve köklü üniversite vardı. Hem Türkiye çapında bir duruşları vardı hem de ürettikleri bilim ile bir fark yaratıyorlardı. Üstelik bir çok açıdan, gerek hastaneleri gerekse araştırma fakülteleri ile şehirlerine de katkıda bulunuyorlardı. Ege üniversitesinin Ziraat fakültesi de buna en güzel örneklerden birini oluşturuyordu. Olay bir tanzim satış/ucuza kakalama/kriz yok çığırtkanlığına dönüşmeden ve üniversite hocaları siyasetin piyonlarına benzemeden çok önce, Ege Ziraat fakültesi kendi ürettiği ürünleri halka ulaştırdığı bir satış yeri açmıştı bile. Ve bir çok İzmirli bundan faydalanıyordu. Üstelik ürünler organikti ve arkasında bir üniversitenin ‘güvenli' markasını taşıyordu.

Dolayısıyla terazinin bir kefesine, bir üniversitenin kendi şehrinin topraklarında, kendi çabaları ile bilime dayalı bir üretim süreci ile ortaya koyduğu ürünleri koyun, öbür tarafına aynı şehrin başka bir köklü üniversitesinde iktidar marifeti ile koltuğuna oturtulmuş bir profesörün “krize karşı topyekün” çabasında açtırdığı ne idüğü belirsiz ürünlerin olduğu manavı. 

Nasıl da yakışıksız kalıyor değil mi? 

Nasıl da utanılası bir tablo çiziyor bu şehre dair. Bir açıdan ne yazıktır ki, ülkenin dönüştüğü hali de çok güzel anlatıyor. Önceden her şey çok güzeldi diyecek kadar saf ve siyaset dünyasına uzak değilim. Fakat önceden güvendiğimiz kurumlarımız vardı hiç olmazsa. Adına üniversite ya da rektör dediğinizde bir ağırlığı, saygıyı hak eden bir duruşu vardı. Şimdi titrinde profesörlük ünvanı geçen bir kişi manavlık yapmakla övünüyor. Akıl alır gibi değil. Çılgın proje dedikleri herhalde tam da bu olsa gerek. 

Diğer yandan dedim ya cesaret de aynı bıkkınlık gibi bulaşıcı diye, tüm bu akıl tutulmalarına rağmen çok güzel işler de oluyor bu şehirde. Kooperatifçiliğin öneminden bahseden, ata tohumlarını bulmak için emek harcayan, kaliteli bir hayatın yaşanan şehrin özelliklerinden başladığını anlayan bir belediye başkan adayı var İzmir’in. Üstelik duygularını göstermekten korkmayan, farklı seslerin bir kakafoni değil senfoni oluşturcağına inanan bir isim. Bağırıp, çağırmadan siyaset yapılabileceğini, asıl meselenin ne kadar iyi kavga ettiğiniz değil ne kadar iyi uzlaşma yaratabildiğiniz olduğunu yüksek sesle söyleyen biri.

O yüzden sizin de içinizi bıkkınlık, yorgunluk, boş vermişlik kapladıysa, şöyle bir yerinizden kalkıp silkinin. Bahar geliyor, belki şimdilik sadece bu kente ama emin olun bahar bu, sağı solu belli olmaz…

Bir Ülkenin Kadını, Islığı ve Selası

Bir Ülkenin Kadını, Islığı ve Selası

Asfalyalar Atmasın

Asfalyalar Atmasın