İçerik

Kudüs Kimindir?

Kudüs Kimindir?

Geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump bütün dünyayı şaşırtan ve kızdıran bir hamle yaparak; Kudüs’ü İsrail devletinin başkenti olarak resmen tanıdığını ve Amerikan büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacağını duyurdu. Yıllardır bir çok farklı kurumun, oluşumun ve kişilerin üzerine çalıştığı, bölgede barışı kurma çabalarının tam göbeğine bir çivi çakmış oldu. Dünyanın farklı ülkelerinden bu hamleye karşı tepkiler yükseldi ve tepkilerin çoğunluğu iki devletli çözümden yana olduğunu belirtti. Verilen tepkiler, kızgınlıkların getirdiği olasılıklar ve tehditler bir yanda dursun ben asıl şu soruya verilebilecek cevapları merak ediyorum.

 

Trump neden bu dönemde böyle bir hamle yaptı? Bu hamle ile ne başarmayı amaçlıyor?

 

Bu konunun konuşulduğu çeşitli mecralarda söylendiğini mutlaka duymuşsunuzdur; Yahudi lobisi Amerika içindeki en güçlü lobilerden bir tanesidir ve başkanlık seçimlerine etkileri yüksektir. Bir çok ülkede olduğu gibi seçimler söz konusu olduğunda, liderler kendi dönemlerinde yapacakları işler hakkında “sözler” verirler. Bu sözler hem kampanya için destek ararken çeşitli lobilere hem de sahada daha popüler gözükmek için çeşitli etnik gruplara verilir. Amerikan seçimleri tarihinde de Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımak popüler seçim kampanyası söylemlerinden biri olmuştur. Örneğin bu sözü hem Bush’dan hem de Clinton’dan duymuştuk. Fakat onlar Beyaz Saray’ı kazandıkları anda, reel politika ağır basmış ve bu söylem “unutulan sözler” kuyusuna atılmıştı. Hatta 1995 yılında Kongre’ye gelerek 1999 yılında da yine Kongre tarafından onaylanan elçiliğin yer değiştirmesi ve bu değişimin fonlanması işi Amerikan Başkanı’na bırakılmıştı. Önceki iki başkan da Barış görüşmelerine zarar vermemek adına bu imzadan feragat ederek, tasarıyı askıya almışlardı. Çünkü Amerika’nın, İsrail ve Filistin arasındaki barış görüşmelerine aracılık ederken, tarafsız bir arabuluculuk yürüttüğü konusunda inanılırlıklarını korumak istiyorlardı. Bu arada verilen tepkiler ve sözler bir yana, Amerikan bürokrasisinin söylediğine göre bu hamlenin gerçekleştirilmesi en az 3 ila 4 yıl arasında bir süre alacak. Bu sürede de Başkan Trump diğer Başkanların da imzaladığı feragatnameyi imzalamaya devam edecek. 

 

Peki Trump şimdi neden böyle bir hamle yapıyor? 

 

Bu soruya ne kadar iyi bir cevap olur bilmem ama bu hafta okuduğum iki rapor bana işin başka boyutlarını da dikkate almak gerektiğini gösterdi. İlk rapor Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünün; ‘Silahlanma, Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik - 2017’ başlıklı çalışması. Hazırlanan rapora göre tüm dünyada silah ticaret hacmi 2010’dan bu yana ilk defa yükselerek  yaklaşık 1.686 milyar dolar olarak hesap edilmiş. Bu miktar “küresel gayrisafi hasılanın” yaklaşık olarak %2,2’sine denk geliyor. Bir diğer rakam da bu harcamanın kişi başı hesap edildiğinde 227 doları bulması. Bir diğer açıdan bu ticaret hacmine bakarsak dünyanın en büyük üreticileri Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri olurken; en büyük alıcılar Orta Doğu ve Doğu Asya ülkeleri olarak görülüyor. Türkiye örneğin silah ithalatında dünyanın 6. sırasına (Küresel ithalatının %3.3’nü yaparak) yerleşmiş, kendisini Irak ve Pakistan takip ediyor. Orta Doğu’da ise en büyük askeri harcama (aynı zamanda dünya 4.sü olarak) Suudi Arabistan’a ait. Fakat bence işin bir ilginç yanı 2007 ile 2016 yılları arasında yaptıkları kıyaslamadan geliyor, bu dönem içinde Orta Doğu’ya yapılan silah ihracatı %86 oranında artmış. 2012 ile 2016 yılları arasında da dünya silah ticaretinin %29’u Orta Doğu’ya yapılmış. 

 

Burada tekrar dikkatinizi çekmek istiyorum; dünyanın en büyük silah üreticileri sırayla Amerika, Rusya, Çin, Fransa ve Almanya olarak üretimin %74’ünü ortaya koyuyorlar. En büyük ikinci alıcı bölge ise %29’la Orta Doğu. Yıl bazında baktığınızda ise iki tarih öne çıkıyor birisi 2008 yılı ve Amerikan ekonomik krizinin etkileri, diğeri ise 2014 yılında yaşanan petrol varil fiyatları düşüşü. En büyük alıcılar olan petrol üretici devletler 2014 ve devam eden yıl bazında düşük petrol fiyatlarına bağlı gelirlerinin düşmesi sebebi ile silah alım oranlarını düşürmüşler. 

 

Bahsetmek istediğim ikinci rapor ise; Ekonomi ve Barış Enstitüsünün hazırladığı 2017 Küresel Terörizm İndeksi. Enstitü indeksi hazırlarken terörizm sebebi ile hayatını kaybeden insan sayısını baz alarak raporlama yapmış. Ortaya çıkan sonuçlar gerçekten ilginç. 2014 yılında ulaştığı zirve noktasından bu yana radikal islamcı terörist örgütlerin sebep olduğu ölüm oranları %22 düşüş göstermiş. Boko Haram’ın etkisi %80 oranında düşmüş. İşid’in düzenlediği saldırılar ise %49 oranında artmış. 2016 yılı içinde yaşanan en  büyük 10 saldırının 8’i İşid’e ait ve yedisi Irak’ta yaşanırken, 421 kişi ile en çok insanın ölümüne sebep olan Suriye’de yaşanmış. Türkiye terörizmden en çok etkilenen devletler listesinde ise 9. sırada yer alıyor (toplam 163 devlet içerisinde). Bu raporda bir diğer önemli nokta da terörizmin taktikleri konusunda yer almış. Savaş bölgelerini hedef alan saldırılar; kullanılan silah ve patlayıcılara bağlı olarak daha ölümcül olurken, OECD ülkelerinde yaşanan terörist saldırılar güvenlik güçlerine yakalanmama emeli ile daha basit (kalabalıklar üzerine araç sürme, bıçak vb dedektörlere yakalanmayacak silah kullanımı nedeni ile) ve daha az etkili olmuş. 2016 ve 2017 yılı içerisinde İşid’e karşı yapılan ortak operasyonlarla neredeyse bitirilme noktasına gelen terörist örgütün gelirlerinin oldukça ciddi miktarda düştüğü de not edilmiş. Yaklaşık aylık 81 milyon dolardan 16 milyon dolara gerilemiş. 

 

Pazartesi günü Türkiye’ye gelen Putin de Suriye’deki savaşın artık bittiğini ve teröristlerin kesin bir yenilgiye uğradığını bu sebeple de Rus askerlerin bölgeden çekileceğini söylemişti. Kudüs konusunda da Trump’ın hamlesine karşı olduğunu belirtmişti. 

 

Tüm bunlar ışığında Orta Doğu’ya yeniden baktığınızda; bölgeyi yıllardır kan gölüne çeviren, petrol gelirleri ile zengin olmuş ve bu paranın çoğunu silah alımına yatıran bir örgüt yenilmiş ve bir anlamda(!) ortadan kaldırılmışken yani bir savaş daha yeni bitmişken; Orta Doğu’da yeniden çatışmanın önünü açabilecek bir hamle yapmak sizce de “çok saçma" değil mi?

 

Saçma mı gerçekten? 

 

Ya da çimenler seçilmiş cehaletleri ile, fillere daha çok tepişmesi için ödeme yapıyor olabilirler mi? 

Kim bilir, belki de sadece engin dünya görüşleri ile Trump’ın hamlesini yok hükmünde sayıyorlardır…

Bitcoin & Net-Neutrality

Bitcoin & Net-Neutrality

Rüşvet Nedir?

Rüşvet Nedir?