İçerik

Kral Çıplak!

Kral Çıplak!

Galip bir ordu önce kazanır sonra savaşır, mağluplar ise önce savaşır sonra kazanmaya gayret eder.  

Sun Tzu

Savaş Sanatı


Bugüne kadar gördüğümüz iktidar tavrı kuşkusuz Sun Tzu’nun bile gurur duyacağı şekilde onun bu öğretisine dayanıyordu. Her şeyi milletime sorayım, seçtireyim, referandum yapayım davranışının altında nasıl olsa kazanacağı bir savaşa girmenin özgüveni vardı. Üstelik bu kuşkusuz kazancı garanti edeceği kaynak da çoktu iktidarın. Peki bu sefer ne değişti?

Tüm devlet kaynakları seferber edilerek ve iktidar yönetimindeki devlet kurumlarının tüm gücü arkasına alınarak girilen bu seçimde ne oldu da rüzgar yön değiştirdi? Bugüne kadar her seferinde başarıyla kurulan bu iktidar denklemi neden son seçimde tutmadı?

En çok sorulan ve tartışılan ancak bir türlü herkesi aynı anda memnun edecek cevaba erişilemeyen en temel sorudur; iktidar mı ekonomiyi yönetir, ekonomi mi iktidarı sorusu. Tarihin bir çok döneminde birbirine zıt cevaplar verilmiştir ve işin ilginç yanı hepsi kendi dönemi çerçevesinde doğrudur. Fakat bana sorarsanız en doğru cevap ya o ya öbürü şeklinde kurgulanmaz, simbiyotik bir ilişkidir ekonomi ile siyaset arasındaki yönetme becerisi. İkisi de birbirinin gücü olmadan ayakta duramaz.

Son beş hatta on yılda ülkemiz adına değişen ise, iktidar kudretini paylaşarak yürütmek yerine tek elde ve tek isimde toplama çabasıdır. Süregiden ekonomik düzene savaş açarak, kendi “yeni ve taraftar zenginini” üreterek, siyaseten daha da güçleneceğini zanneden yapının kurduğu çürük temeldir. Ve ne gariptir ki bu çürük temel yıkılmaya başladığında da ilk ve en çok şaşıran kendileri olmuştur. 

Örneğin liyakat lafını son iki yılda çok kullanır olduk ama kaçımız gerçekten anlamını biliyoruz? Türk dil kurumunun sözlük açıklamasına göre liyakat, “bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumudur.” Ancak bu uygunluk durumunu benim taraftarımsa uygundur, değilse uygun ve yaraşır değildir diye kurgularsanız, iş bilmez ve iş yürütemez insanları kamu yönetim makamlarına oturtur ve her birinini de kukla ipleri ile bağlarsanız, gerçeklerden uzaklaşmak kaçınılmaz hale gelir. 

Dolayısıyla kendisi sarayda yaşayan bir kral, tebasının sırtında gittikçe incelen ve daha çok üşümesine yol açan abasını anlayamaz hale gelir. 

Anderson’un masalında anlattığı gibi; Kral o kimsede olmayan bir tek kendine yaraşır kıyafeti ararken, terzilere altınlar yağdırır. Gelenleri ve önerilenleri bir türlü beğenmez. En son genç bir terzinin sadece akıllıların göreceğini iddia ettiği kıyafet ile aklı başından gider. Halkı kendisinden korktuğu için bir şey söyleyemez ama sonunda bir çocuk çıkar ve bağırır;

“Kral çıplak!”

Teşbihde hata olmaz derler, bizim gündem hikayemizde biraz buna benziyor fakat bir küçük farkla. Bizim hikayemizde halk da artık çıplak! Üşümesinin, aç ve işsiz kalmasının, çocuklarının geleceğinin yok edilmesinin sorumlusunu görüyor. Halk patates soğan kuyruklarında sürünürken, bir zamanların mazlumunun bugünün kralı rolüne soyunduğunu anlıyor ve cevabını veriyor. 

Dolayısıyla bugün iktidar adına değişen en önemli şey, AKP’nin bel kemiğini oluşturarak onu ayakta tutan ‘halkının’ buradaki sırasını savarak, patates soğan kuyruğuna girmek üzere saf değiştirmesidir. Denklem de tam bu yüzden değişmiştir, gerçeklerden uzaklaşan bir lider anlama ve anlamlandırma kapasitesini yitirmiştir. Ve bugünkü seçim tablosu aynı Sun Tzu’nun söylediği gibi mağlupların savaştıktan sonra kazanmaya çalışmasına dönmüştür. 

Ancak ne yazık ki hem kral çıplaktır hem de halkını çıplak bırakmıştır!



Not: Efendim seçimler halen resmi olarak sonuçlanmadığı için 2. Seçim yazıma ben de bir türlü geçemiyorum. Ben de herkes gibi sabırsızlıkla bekliyorum YSK kararını, ondan sonra süreci büyük bir keyifle değerlendireceğim. 




Seçimler: Bölüm I

Seçimler: Bölüm I