İçerik

İklim Krizine Karşı

İklim Krizine Karşı

Çevre politikaları alanıyla ilk tanışmam 2002 yılına üniversitenin ilk senelerine kadar geri gider. O zaman toplumda henüz haber niteliği taşıyan konular değildi ama dersin bugünden dönüp bakınca hatırladığım üç temel konusu vardı. Gıda, temiz enerji ve kirlilik.

Henüz kapitalizmin bu kadar vahşi olmadığı zamanlardı ya da ben yeni öğreniyorum diye bugünkü kadar tehdit altında hissetmemiştim. Emin olamıyorum.

İlk konu GDO’ydu. O zaman henüz çoğumuz bu kısaltmayı dahi hiç duymamıştık. Hocamız gıda üretimine 1970’lerdeki yeşil devrimden sonra yeni ve büyük bir devrim geliştirildiğini, çeşitli ürünlerin genetiği ile oynanarak, açlık sorununu bitirme hedefi konduğunu anlatmıştı. O zaman ortaya atılan tanım şöyleydi: "Balık pahallı ama domates ucuz, o zaman balığın faydalı genlerinden domatese eklemeyi başarırsak, dünyayı daha sağlıklı ve daha ucuz şekilde besleriz.” 

Amerika’nın GDO’dan yana, Avrupa’nın ise GDO’ya karşı olduğundan bahsedip, “Frankenstein”lar mı yaratacağız korkusunun yaygınlığını anlatmıştı. Amerika’nın o zaman ki GDO’ya ilişkin politikası ise biz dünya genelinde açlığı bitireceğiz şeklindeydi. Hocamın sözleri hala kulaklarımda çınlar;

“Çocuklar dünyadaki temel problem açlık değil, her kişi başında her öğünde 2 kg yiyecek düşüyor yani sorun gıda değil, dünyanın asıl sorunu gelirin eşitsiz dağılması!”

O günden bu güne sorun hiç değişmedi aslında, hatta işin GDO tarafını Amerika’nın kazandığını ve tüm bu “devrimin” altında kâr niyeti yattığını açıkça gördük, görmeye de devam ediyoruz. Ama işin bir tarafı var ki hala pek de farkında değiliz, bu tohumlar toprağımızın verimliliğini çaldılar, çiftçileri daha da fakirleştirdiler, hepimizi sağlığımızdan ettiler ama onların cepleri daha da derinleşti, çok daha fazla zengin oldular. Çok daha fazla sömürür oldular. 

Bugün de çok paralellik kurduğum bir süreci yaşadığımızı düşünüyorum. Elbette önceki “devrimlerle” ekilmiş sorunların daha fazla saklanamadığı bir noktadayız. Dünya ve iklimimiz değişiyor. İnsan neslinin varlığını tehdit edecek koşullar yaklaşıyor. Önümüzdeki 7 sene içerisinde küresel ısınma oranını 1,5 derecenin altında tutamazsak, yaşayabileceğimiz bir dünya kalmayacak. Hatta tutabilirsek bile sağ kalma şansımız %50. Üstelik bu rakamların oldukça iyimser olduğunu söyleyen bilim insanları da var. 

Et sektörü iklim krizindeki en büyük suçlulardan biri, yani gıda. Petrol sektörü bir diğeri yani enerji çünkü emin olun onlarca temiz enerji üretme alternatifi olsa da hiç biri büyük firmaların ceplerini doldurmuyor. Üçüncüsü kirlilik, sadece paketi güzel olsun ve siz satın almaya ikna olun diye üretilen o kadar çok çöp var ki; denizler, okyanuslar, bitmiş halde. Dünyanın oksijen kaynağı ormanlar, resifler, amazonlar yok oluyor. Buzullar yok oluyor.

Ve hepsi daha çok kâr sağlamak, daha çok tüketmek peşinde koşan doymak bilmeyen nesiller yetiştiren kapitalist sistem sebebiyle oluyor!

Bugün Küresel İklim Krizine karşı tüm dünyanın gençleri bir araya geliyor. Hem kendinize hem onlara bir iyilik yapın, onları dinleyin, onlardan öğrenin ve onların gelecekleri için ne katkı koyabilirsiniz lütfen bir düşünün. Çünkü bu dünya onların! Biz yeterince bozduk, en azından onlar düzeltmeye çalışırken ellerinden tutalım yoksa onları koca bir kriz içerisinde tek başlarına bırakıp gitmiş olacağız…



Seçimler: Bölüm Son

Seçimler: Bölüm Son