İçerik

Cennetten Celp*

Cennetten Celp*

Dünya nasıl bir kazansa, kaynayışı bir türlü durulmuyor. Her hafta, hatta her gün yeni krizler, yeni tehditler ortaya çıkıyor. Bu hafta artık aylardır üzerine düşünüp araştırdığım, eğitim konusu üzerine yazacaktım ki, yine göz ardı edemeyeceğim bir kriz patladı. Benim küçük eğitim konulu yazı projem de başka bahara kaldı. Fakat son krizin üzerine okuyup araştırdıkça fark ettim ki, aslında birbirinden uzak ya da çok farklı şeyler değiller. 

 

Son bir kaç gündür yaşanan kriz, bugüne kadar yaşanan en büyük ikinci sızıntı belgeler skandalı üzerinden ilerliyor. Yaklaşık 13.4 milyon döküman Alman Süddeutsche gazetesine sızdırılıyor. Sızdırılan belgeler; vergi cenneti olarak nitelenen 19 ada ülkesindeki çeşitli şirketlerden gelse de, sızıntıya dahil olan en büyük iki firma; yaklaşık 500 çalışanı ve 60 partneri ile Appleby uluslararası hukuk firması (6.8 milyon belge) ve Singapur kuruluşlu Asiaciti yatırım danışmanlığı (yarım milyon belge) şirketinden geliyor. Alman gazete kendilerine sızdırılan bu dökümanları Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu ile paylaşılarak inceleme sürecini başlatılıyor. Altmış yedi ülkeden yaklaşık 100 medya kurumunun da dahil olduğu araştırma süreci böylece başlıyor. (Gururla eklemek istiyorum Cumhuriyet Gazetesi de bu konsorsiyuma dahil)

 

Ortaya çıkan belgelerde dünyanın çeşitli yerlerinden bir kaç Kraliyet ailesi, çeşitli rock yıldızları ve toplamda 120 politikacı ifşa ediliyor. Sanırım kişilere geçmeden önce “vergi cenneti ülkelerin” varlık sebebini de yazmakta fayda var. 

 

Çok uluslu şirketlerin para transferleri/işlemlerini daha hızlı ve daha kolay(daha az bürokrasi ile) yapabilmeleri için dünyanın çeşitli yerlerinde bir anlamda harekat üssü kurma hakları bulunuyor. Dolayısıyla bu şirketler de kendilerine en çok “yardımcı” olacak ülkeleri seçiyor. Bu vergi cenneti ülkeler de kabaca büyük şirketlerin merkez üssü olarak kendilerini tercih etmesi için özel olanaklar sunuyor; sıfır veya çok çok düşük oranlı vergilendirme sistemi ile birlikte gizlilik anlaşması yoluyla mal beyanı zorunluluğunu tamamen ortadan kaldırmak gibi. Dolayısıyla kurumsal bir şirket merkez üssü olarak; yani vergi düzenlemesine tabi olacağı devlet olarak, kendisine bu insiyatifi tanıyan küçük devletçikleri tercih ediyor. Buraya kadarki kısım ile bu yapılan işlem çok iyi niyetli olmasa da, yasal sınırlar dahilinde kalıyor. Fakat işin yasallığını zorlayan sınırlar ise çeşitli muhasebe entrikaları ile yapılıyor. Yani vergiden kaçınma ile vergiden kaçırma arasındaki farklar üzerinden yapılıyor. Sızdırılan dökümanlarda buna oldukça iyi bir örnek de var. Formula 1 şampiyonu Hamilton bu entrikalarla suçlanıyor. Kendisi sadece profesyonel danışmalarını dinleyip ona göre yatırım yaptığını söylese de, konu tartışmaya açık. Örneği kısaca şöyle anlatabilirim sanırım; Hamilton bu adalardan birinde kurduğu yapay bir kiralama şirketi ile daha önce yine başka bir off-shore şirketi adı altında kendisine aldığı özel uçağını, yine kendisine kiralıyor görünüyor.  Böylece satın aldığı herhangi bir şey için katma değer vergisi ödememiş oluyor, çünkü bir anlamda hiç satın almamış görünüyor.

 

Tabi krizin en çok tartışma yaratan noktası kuşkusuz İngiliz Kraliyet ailesinin yani Kraliçe’nin servetini bu biçimle yönettiğinin ortaya çıkması oldu. Düşünsenize bir ülkenin hükümranı olarak bile o ülkenin kanunlarından kaçınma arayışındasınız. Nasıl da trajik. Anlaşılan para her daim, her coğrafyada liyakatten önce geliyor. Zengin illa bir yere bağlılık belirtecekse, gösterdiği bağlılık ilk önce kendi servetine oluyor. 

 

Tabi böyle büyük bir sızıntı olur da; bu dökümanlardan Amerika, Rusya, Hindistan, İngiltere gibi bir çok büyük ülkeden isimler ortaya dökülür de benim güzel ve yalnız ülkemden isimler çıkmaz mı! Binali Yıldırım bey ve oğulları, Albayrakların büyük ağabeyi ve çeşitli firmalardan (Çalık holding ile bağlantılı) daha bir çok isim de bu vergiden kaçma yöntemlerine dahil olmakla suçlanıyor. İddiaya göre Yıldırım ve oğulları ile birkaç akrabaları Malta’da bulunan 8 şirket ile bağlantılı. Hatta belgelere göre Ulaştırma Bakanlığı’ndan aldığı ihalelerle bilinen bir isim de bu şirketlerde ortak olarak görünüyor. Binali Bey suçlamalar karşısında soruşturulmak istediğini belirtti ve hukuksuz hiç bir şey yapmadıklarını söyledi. Kendisinin verdiği soruşturma sözü ne kadar gerçekleşir bilemiyorum çünkü bu ülke tarihine baktığınızda sayısız rüşvet/çıkar/para soruşturması görseniz de, sonuç gördüğümüz pek olmuyor. İddialar ışığında ve ülke tarihin bize öğrettikleri ile düşününce; sürekli yerli ve milli vurgusu yapan bir liderden, servetini denizaşırı vergi cennetlerinde bulunduran bir “insana” evrilmek çok da şaşırtıcı değil sanırım. Sonuçta hükümdarlıkla hükümranlık belli ki kol kola yürümüyor. Makam ile arkasındaki insanın ya da bir başka deyişle taht ile tahta oturan şahsın ilişkisi illa bağlılık, görev ve aidiyet duygusuyla olmuyor. 

 

Tabi şimdi diyeceksiniz ki bunun eğitimle ne ilgisi var. Var efendim. Görünen o ki yıllardır tüm dünyada koca bir gölge ekonomi işliyor. Zengin ile fakirin arasındaki uçurum bu gölgenin de marifeti ile her geçen gün çok daha fazla açılıyor. Siz, ben yani sıradan vatandaş; 1 lira 25 kuruşluk ekmekte bile, 0,25 kuruş vergi öderken Appleby isimli hukuk firmasının isimlendirmesi ile PEP’ler (yani politically exposed people; siyasi olarak tanınan kimseler) Hamilton örneğinde olduğu gibi aldığı özel uçağın KDV’si olacak 3.3 milyon pound vergiyi ödemekten kaçabiliyor.  Tabi uçağın KDV’si bu kadar ise; gemiciklerin ne kadar olur onu bilemiyorum. 

 

İşte tam da bu yüzden eğitim sisteminde de “niteliksiz” okullar, “niteliksiz” eğitim&öğretim ve “niteliksiz” nesillere ihtiyaç var. Bu en zengini koruyan yasal ama etik olmayan, vicdana sığmayan düzenin sürdürülebilmesi için gözü kapalı biat edecek oy vericilere ihtiyaç var. İşte yıllardır sürdürülen eğitim politikalarının zavallılığının altında yatan tüm mesele de budur.

 

 

 

 

 

*Efendim yazar burada Paradise Papers adı ile nitelendirilen sızıntı belgelere canının çektiğince bir çeviri yapmıştır. Bir de bu yazı için şöyle bir müzik seçmiştir, buyurunuz

Işık Saçan

Işık Saçan

Vicdanın Ahengi*

Vicdanın Ahengi*