İçerik

Bir Romanın Hikayesi: Redd-i Akıl

Bir Romanın Hikayesi: Redd-i Akıl

Bir hikayeyi anlatırken hep en baştan başla derler. Yani biraz geriye gidiyor ama…

Devlet denen şeyle ilk annemin karnındayken tanışmışım. Biraz geriye gidiyor demiştim. Yani sonuçta kim şaşırır siyasetle ilgilendiğime.

Lisenin son senesinde iki olası yol görüyordum önümde, reklam ya da siyaset ve uluslararası ilişkiler. Sağolsun YÖK müthiş birikimiyle karar verdi. Siyaset dedi, senden siyaset bilimci olur. Oldu da galiba!

En azından 3. sınıfta almak zorunda kaldığım kadın çalışmaları dersine kadar! Yani dar bölge çoğunlukçu seçim sistemini öğrenmiş biri olarak, bana kadın nedir nasıl temsil edilmelidir’i anlatana kadar. Sanıyorum asfalyalar ilk orada attı. Neyseki sıkıntıdan patlaya patlaya geçtim. 4. sınıfa geldiğimde “Güvenlik ve Terörizm” denen bir dersle dünyam değişti. Birinci ders; terör nedir’i öğreniyoruz ama sorun tam da burada. Öğrenemiyoruz çünkü kimse karar veremiyor. O gün için tam 104 tane tanımı vardı. Düşünsenize 2 ile 2’yi topluyorsunuz, 104 ayrı sonuç elde ediyorsunuz. Şaka gibi.

O arada en bomba okul ödevi geldi: “En iyi terörist saldırıyı planlayın”

Bir hafta sonra cevaplar okunuyor, ben biraz sıradanım. Şehrin su şebekesini zehirliyorum sadece. En iyi atak bir erkek arkadaşımızdan geliyor. O günün koşullarında hunharca gülüyoruz tabi. Prezervatif fabrikasına saldırı düzenleyip, üretilen her ürünü bozuyor. Nasıl güldük, böyle terör saldırısı mı olur, 105’inci tanımı mı üretmeye çalışıyorsun diye diye bezdirdik çocuğu.

Bugünün sokaklarında dilenen her yurtsuz çocuğu gördüğümde kendime kızmam bundandır. Cam fanusa sarılı, önyargılı, akılsız!

Neyse sonra okul bitti. Sudan çıkmış balık gibiyiz. Ben diyorum uluslararası ilişkiler, o ne ticaret falan mı diye soruyorlar. Çok uzatmayayım girdim bir işe, Kuzey Kıbrıs’ın Avrupa’da PR’ını yapacağız. İhale ihale koşuyoruz. İlk skorumdur. Yandaşlar: 1 Kalanlar: 0

Japonların bir atasözü var. “Aradığını bulasın” diyorlar. Yandaşlara karşı İzmir’e geri dönüp, güvenli yuvasına konan ben, bulacağıma inanıyorum. Tabi japonlara güvenirken, Murphy’i unutmuşum. O kısmı çaktırmayayım.

Bu arada İzmir’de güvenlik çalışan bir tek hoca var, kendisini de o zaman hiç tanımıyorum. Mülakatta asistanlara söz verdim vallahi de billahi de işinizde gözüm yok. Neyseki inandılar da beni yüksek lisansa aldılar. Sonrası bir ömür, bir sürü beyazlamış saç. Ama zaten bunu anlatacak değilim, hele kabul edilmeyen doktora maceramı hiç! Gerçi evren doğruyu biliyordu, benim gönlümde yatan bunların hiç biri değildi.

Sonra bir gün yine macera peşindeyim. Evren yine girdi devreye. Hava -33 derece. Bunun bir İzmirliye nasıl zor geldiğini anlatacak kelime gerçekten yok. Ama muhtemelen o soğuk yüzünden aklım ve gönlüm çok uzun zaman sonra ilk defa aynı yerdeydi.

Ve Redd-i Akıl’ın ilk tohumları atıldı. İki kadın, iki dünya ve doymak bilmez bir erkek aklı. Asa ile (daha okumadıysanız baş kahramanımız Asalet ile) böyle tanıştık.

Redd-i Akıl, Asa’nın istihbarat dünyasındaki ilk macerası. Eril aklın farkına vardığı, özgüvenini yerle bir eden sistemi öğrendiği ilk macera. Ve şimdiden söylemem lazım bu kitap sizi hiç tatmin etmeyecek ama tam da bunun için tasarlandı zaten. Çünkü biz hala terörist ile düşmanı, haklı ile güçlüyü, adil ile yolsuzu ayırt etmeyen bir coğrafyada yaşıyoruz. Çok uzatmadan söyleyeyim. Öğreneceğiz. Küçük küçük, belki birer birer belki korka korka ama hep beraber değişeceğiz.

10 Kasım Pazar günü saat 16.00’da Tüyap Kitap fuarında Redd-i Akıl’ı imzalayacağım, beklerim efendim…

tuyap imza.png







İklim Krizine Karşı

İklim Krizine Karşı