İçerik

Ata'ma Mektup

Ata'ma Mektup

Bu yazıyı bir 9 Kasım gecesi yazıyorum. Siz öldükten tam 80 yıl sonra. Bu dünya siz gittikten sonra çok garip oldu, gerçi tahmin etmediğiniz şeyler değil hiç biri. Zaten sanırım asıl deha, potansiyel tehlikeleri ve olasılıkları görmekten geçiyor. Bende yok. Doğrusunu isterseniz artık pek kimsede de yok. Hatta dehayı bırakın, ortalama insan zekası bile artık pek yok. Hepsini çeşitli cemaatlar, politika tüccarları, kapitalist iş insanları kapmış vaziyetteler. 


Artık ahlak yerine zenginlik, onur yerine tanıdık, üretim yerine satış var. Hani demiştiniz ya tüm kaleler zapt edilmiş olsa bile diye, komiktir; sizin bildiğiniz anlamda kale kalmadı, onun yerine alış-veriş merkezleri var mesela. Üstelik zapt edilmek ne kelime, hepsi zaten yabancı, giriş kapılarında kuyrukların bitmediği. Hem de o yabancılardan bir parça şey satın alabilmek bir başarı/para/güç göstergesine dönüşmüş vaziyette. Gerçekten trajı baya komik bir çok açıdan; İngiliz çayı en değerlisi, Alman arabası en kalitelisi, Amerikan olan her şey zaten en özenilesi. Hatta Yunan toprakları bizimkinden daha eğlenceli daha gidilesi.  


Küreselleşme diye bir şey çıktı örneğin. Gerçekten dünya çok küçüldü, eee teknolojinin ve ulaşımın rolü büyük. Siz bunu da biliyordunuz gerçi. Tabi herkes sizin devlet adamlığınızı, askeri dehanızı falan konuşuyor ama bence asıl beceriniz hep bilginin değerini görmekten geçmiş, istihbaratta örneğin tam bir cambaz misali ipleri oynatmışsınız. Çok kimse bilmez telgraf hatlarına yatırdığınız güveni, halbuki ne kadar haklıymışsınız. Bugün tüm dünya bir tık’ın ucunda ama bilgi/bilgisizlik çöplüğü içinde boğulmuş durumdayız. Haber almak kolay, hangi haberi almayı seçeceğimiz inanılmaz zor. Üstelik haberin kaynağına güvenmek neredeyse imkansız. Görüyorsunuz ya insan öyle bir yaratığa dönüştü ki, para için yapmayacağı şey yok. Haber sanırım bunlardan ilki. Yazarken hem utanıyor, hem de özür dileyerek gülüyorum; mesela iktidara yaransın diye kuşlara göç yollarını değiştirsin diye haber gönderen haberci var bugün. Garip demiştim.


Ben üniversiteyi okurken her gün sizin açtırdığınız bir bulvarı kullanırdım. Taa 1930’lardan trafiğin dönüşebileceği hali öngörmek gerçekten inanılmaz. Ama biliyor musunuz hala sizin bıraktığınız gibi  Barbaros bulvarı. Ne ileri ne geri. Tabi o kadar çok üredik ki, sığmıyoruz iş saatlerinde. Eh zaten toplu taşım da o yönde yok. Dolmabahçe sarayı örneğin çok entrikalarla kirletildi sizden sonra. Asker ile siyaset orada el sıkıştı kirli pazarlıklar üzerine. Zaten hatırlayan da kalmadı. Üzerine ne sular/skandallar aktı anlatamam. Askerin başı olsun diye ardınızda bıraktığınız koltuklara çok değişik insanlar oturdu. Onurlu olanı da çıktı, kafatasçı olanı da. Çok kan akıttılar bu ülkede siz gittikten sonra. Hep güçlü, haklı ve zengin olmak için. Sık sık merak ediyorum bir on yıl daha ömrünüz olsa nasıl bir ülkede yaşıyor olurduk… 


Arkanızdan gelenler çok zor bir dünya ile karşı karşıya kaldılar. İkinci dünya savaşı çıktı örneğin, üçüncüye çok kere yaklaşıldı. Ben hala bir şekilde, cephe savaşı gibi kısıtlı ama genel adı kadar yıkıcı bir beşincisinin sürdüğünü düşünenlerdenim. Siz Hitler’in savaş çıkaracağını tahmin etmiştiniz ama dünyanın neye dönüşeceğini bilmiyorum hiç hayal ettiniz mi? Zaten savaşları bırakın, paranın/kapitalizmin neye dönüşeceğini düşünecek hiç vaktiniz oldu mu emin değilim. Fakat bir canavar yarattılar. Çiğneyip duruyor hepimizi her gün yeniden yeniden bıkmadan. Sizin çağınız büyük dehaların çağıymış, bizimki kötülüğün sıradanlığı ile sürüp gidiyor. Ben bunları yazarken bile kötüyüm, içim kötü; sanki bir virüs bulaşmış gibi kapkara bakıyor gözlerim. Umudum yok, çocuklara, gençlere verecek umudum yok. Ara ara zorluyorum, emek, çaba veriyorum ama değişim için gerekli olan umudum vallahi yok. 


Anam babam sizin yolunuzu şevkle izlemiş insanlar, beni de ona göre yetiştirdiler. Çok okudum, sık sık zorlandım, hatta bol bol sınavlara tabi tutuldum. Her birini geçip siyasetin bilimini yapar oldum diyeceğim, diyemiyorum. Ben sınavları geçtim ama benim bilime koyacağım girdiyi önemseyen yok. Sık sık yazıyorum mesela okuyan yok. Anlatayım istiyorum dinleyen yok. Bir açıdan çok ayıp geliyor, savaşlarla ömrünü tüketmiş birine bugünden şikayet etmek ama bilin istiyorum bugünün savaşları da böyle. Konuştuğunuz dil veriyor en büyük savaşları. Sanırım kemikleriniz sızlardı askerliği para verince yapmış sayıyorlar desem, ama merak da ediyorum askerlikte kadınları neden ayrı tuttunuz ki? Gerçi bence yine de siz tutmadınız, tarih tuttu galiba. Mesela o günün savaşları kadın hakları iken, bugünün savaşlarını LGBTİ veriyor. Ne garip, insan diyip geçebileceğimiz yerde hala inatla sınıflandırıyoruz. Bıkmadık bir türlü başkası/öteki yaratmaktan. 


Sizin tarih ve felsefeyi hatta matematiği ne kadar önemsediğinizi biliyorum. Ama inanın tarih öyle garip bir hal aldı ki, sadece kazananın tarihi yazılır oldu. Belki eskiden de öyleydi emin değilim ama bugün bir ayrı kirli tarih. Matematik deseniz muhasebeye evrildi kendisi, kazanç kayıp sütunlarına. Hepimiz matematiği ev giderleri üzerine kurar olduk. Ekmek, pirinç, patates, tenis topu.  Yok yok spor yaptığımızdan değil. Enflasyonu düşürür diye. Enflasyonu genel olarak sevmiyoruz da! Tabi üretmeyi de sevmiyoruz. Galiba içimiz tembel oldu. Kapımıza gelsin yiyelim hayalindeyiz. Hatta hepimiz loto/toto hayali peşindeyiz. Gerçekten özür dilerim ama çekip gitme hayali kurduğumuzu söylemezsem yalan söylemiş olurum. Her birimizin.  O ıssız ama çok lüks adaya.


Çok uzatmayayım yarın yine bir sürü insan, bir sürü sahte yas gösterisine bürünecekler. O yüzden bir gece önce yazma gereği hissettim. Utanıyorum bugün sizin adınız vererek yapılan işlerden, ortaya konulan ideolojilerden. Sorsanız çok Atatürkçüler ama elleri kirli, akılları kirli. Bugün hala fikirleri hapsediyorlar, çocukları inandıklarından ötürü hatta ekmek almaya gittiklerinden ötürü öldürüyorlar. Üstüne de haklı çıkmaya çalışıyorlar. Tek adam olmayı önemli ve değerli zannediyorlar. Tek başına olmanın yükünü anlamıyorlar. Adınızın arkasına sığınanları görseydiniz içiniz almazdı eminim, hepsi sizden olmak adına yarışıyorlar ama değiller. Kaç tanesi Nutuk okudu onu bile söyleyemem. Cevabından korkuyorum.


Son söz olsun, bir kadın olarak; hayat hala anılmaz derecede zor. Gelecek çok puslu. Bir siyaset bilimci olarak, öncelikle insan olduğunuzun hatalar yaptığınızın ve bunun ne kadar normal olduğunun farkındayım. Keşke bir 10, 20 hatta 50 yıl daha yaşasaydınız, o zaman bu ülkenin bugünki gibi yenik düşmeyeceğine neredeyse eminim. Fakat çok üzülerek söylüyorum/yazıyorum ben bir projenin sonunu görmüş bir nesilden geliyorum. İçim acıyor, yüreğim kaynıyor ama ben sizin kurduğunuzdan bambaşka bir ülkede yaşıyorum. İnşaa ustalarının hepsini tek tek tanıyorum, kaybınızdan beri yapılan her kötülüğü tek tek biliyorum. 80 yıldır kimlerin ne olduğunu biliyorum. Ama ne yazık elim kolum dar, boynum kısa, umudum sıkışık, aklım yorgun, inancım acıklı…


Üstelik bir son söz bile yazamıyorum. Özürlerimle efendim….


Kötülüğün Sıradanlığı

Kötülüğün Sıradanlığı

Sen Ne İstiyorsun?

Sen Ne İstiyorsun?