İçerik

Işığın Peşinde

Işığın Peşinde

Buradan taşınmaya karar verdiğimde kafam netti. Tam olarak ne istediğimi biliyordum. Ne aradığımı da.

Çantamı toplamaya ilk üzüm bağlarından başladım, sonuçta şarapsız hayat olmazdı. Sonra müziklerimi topladım ama iyi bir müzik sistemi şarttı; atmosfer farklı olduğundan çabuk dağılabilirdi ses ya da düşebilirdi kalitesi. Doğru makineyi bulur bulmaz, kitap ve kalemlerimi toplamaya koyuldum. O arada aklıma geldi, ancak sanat daha fazla sanat doğururdu. Ben de başladım tabloları, baleyi, tangoyu çantama doldurmaya. Tabi tiyatro da geldi aklıma, onu da çantamın güvenli bir köşesine yerleştirdim. Bayağı çeşit aldım ama en üste Tilbe Saran’la Zuhal Olcay’ı koydum, Natalie’nin yeri başkaydı bende. Onlara kendilerine ait bir krater veririm diye karar verdim. Ee tabi sinemayı da unutamazdım ona da veririrdim bir krater, ne olacak. Tam o arada güneş açtı bulutların arasından, martıları getirdi aklıma. Hemen atıverdim onlardan da çantama. Bir kaç da bulut ekledim martılar mutlu olsun diye. Bu planlarımı yaparken balık kraker yiyordum hoşuma giderdi balık krakerler, ondan da attım azıcık çantama; ama o an aklıma geldi orada deniz yoktu. Böylece ben de gidip biraz okyanus topladım. İçine balık da attım tabi, hatta deniz börülcesi de. Ee mecbur biraz da rakı ve mangal attım. Onları ekleyince kaçarı yok biraz daha sanat müziği attım. Sonra içime sinmedi; bir kaç piyano, keman falan derken üç beş orkestra atıvermişim. Bir de anneannemin altmışından sonra edindiği udunu. Eh bir kaç bikini ve güneş koruyucu da attım mı, tamam. Çantam hazır. 

Gemimi yerleştirirken, bir kaç fazladan ayakkabı sıkıştırmış olabilirim aralara, o kadarı normal de; tam giderken annem demez mi “eee çocuğum bizi burada bir başımıza mı bırakacaksın?” tabi onları da bindirdim gemiye. Baktım annem gelirken youtube ile pinteresti atmış çantasına, babam da facebookunu. Hal böyle olunca, ben de mecbur ekledim fiber optik kablo ile modemi, bir de fotoğraf makinesini. Elbet buluruz hepsine bir krater nasıl olsa diyerek koyuldum yola. 

Ay doldu. Çantamdaki herşey işgal etti koca ayı. Dünya ışığında kendini daha çok beğenen dansçılar; ayın rengine daha çok yakıştığını düşünen bulutlar, kraterlerin hepsini kapan okyanuslar, havada uçmayı keşfeden balıklar, sesini güneşe duyurmayı amaç edinen orkestralar. Martıların arasına yanlışlıkla bir karga atmışım, o mesela hepimize dar etti ayı. 

Neyse ben dersimi aldım. Şimdi çantamda biraz müzik, bir kaç çeşit üzüm bağı bir de ayakkabılarım jüpiter yolundayız...

 

Iska

Iska

Güney Cadısı

Güney Cadısı